Diye girmek isterdim fakat benim için yılın sonu, başı ve ortası arasında çok fazla bir fark bulunmuyor. Beni dini bayramlarımız daha çok ilgilendiriyor. Ama görüyorum ki bayramda evine şeker almayan insanlar yıl başında koli koli içkileri evlerine taşıyabiliyor. Her neyse herkes istediği gibi yaşamakta özgür, sadece aklımdaydı ekledim.
Kabaca 2009 da neler gördüm geçirdim bunları yazayım. Özellikle Aralık ayı bir hayli hareketliydi. Amcamın oğlunu (Samet UĞRAŞKAN) askere yollamamız benim için en önemli olaydı. İlk kez bir yakınımı askere uğurlamış olmamdan da olabilir, kendini manevi kardeşim gibi görmemden de olabilir bu olay her nekadar kimseye çaktırmamaya çalışsamda beni bir hayli etkiledi. Koçuma burdan hayırlı teskereler diliyor ve darısı benimde başıma diyorum.
2009′ u genel olarak ele aldığımda, bilgisayarımın masa üstü kağıdı yapacak kadar beni bunaltan bir “Kötü inanları tanıma senesi” oldu desem sanırım çok güzel bir tanım olur. Detaya çok fazla inmek istemiyorum. Ya büyüyorum ve insanları daha iyi anlıyorum yada insanlar gerçek anlamda raydan çıktı. Belkide benim bir kuruntumdur.
Annemin de dediği gibi ne para ne pul en değerli servet sağlık ! Allah’ ıma sonsuz şükürler olsun ki ailecek ciddi bir sağlık problemi olmadan bir seneyi daha geride bıraktık. En güzeli işte buydu, çünkü sağlığın yanında geri kala her ama her şey teferruattan bir adım ileri geçemez.. Hayatımdaki kritik noktalardan biri olan okulda fena gitmiyor, buda beni ayrı sevindiriyor. İnşallah 2010′ da da bu olaylar tekrarlanır.
Şirketi ele almadan geçmem mümkün değil, yukarıda da belirttiğim gibi Aralık ayı bir hayli hareketliydi. Yazılım işine gerekli ağırlığı yavaş yavaş vermeye başladık. Emre Tekelioğlu ve Emrah Karaalan‘ la artık bir aradayız, zaten bir aradaydık fakat şimdilerde aynı çatı altındayız :) Çok güzel ve heyecanlı bir ekip olduğumuza inanıyorum. İnşallah hedeflediğimiz yerlere gelebilir ve insanlara bu işin sadece büyük şehirlerde kokonaca yapılmadığını gösterebiliriz ki bundan en ufak şüphemiz yok. (Kokonaca ifadesini farklı bir yazıda ele alacağım.)
2009′ un bana kazandırdığı en güzel şeylerden biride Yunus Emre Çavuşoğlu oldu. Her konuda fikir alış verişi yaptığımız, kısa zamanda çok şey paylaştığımız güzel insanada buradan sevgilerimi sunmak istiyorum.
Özetlemem gerekirse 2009 güzel bir yıldı. Hayatı biraz daha anladığım, biraz daha büyüdüğüm güzel bir yıl oldu. İnsanları, hayatı, gülmeyi, kod yazmayı değil ama yazacağım şeyi düşünmeyi çok seviyorum. Herkese sevdikleriyle mutlu, huzurlu ve barış dolu yeni bir yıl diliyorum.
Flash oyunlara hasta olduğumuz zaman zaman dile getiriyorum. Özellikle anlaşılır, basitlerine ayrı bir hastayım. Bu köprü oyunuda tam benim istediğim tarzdan bir oyun. İdaa ediyorum
başından kalkamayacaksınız. Oyundaki amaç çok basit, bir kaç materyal ile köprü kurup karşıdaki nesneleri hedefe taşıyacaksınız. Zaman zaman çok zorlanıp burası olmuyor
diyebilirsiniz ama hemen pes etmeyin, tümü geçiliyor :D Sol üst taraftaki ikona tıklayıp köprünüzü inşa ediyorsunuz, sonrasında yine sol üst kısımdaki butona tıklayıp yaptığınız köprüyü uyguluyorsunuz.
Geçtiğiniz bölümler otomatik olarak kaydedildiğinden kaldığınız bölümden de devam edebiliyorsunuz. Hadi iyi eğlenceler..
Bilgisayarınıza indirmek için buraya sağ tıklayıp hedefi farklı kaydet diyebilirsiniz.
Son zamanlarda çevremdeki çalışan insanları gözlemlemeye çalışıyorum. Herkes iyi kötü kendince bir şeyler yapıyor para kazanıyor. Benim gözümde burada olay iki kısımdan oluşuyor, birinci kısımda maddiyat ikinci kısımda kendini tatmin etme geliyor. Çoğu insan olayın maddiyatına göre meslek seçimi yapıyor. Kimileride kendilerini en iyi şekilde ifade edebileceği alanlara yöneliyor. Bende kendimi en iyi ifade edebileceğim, zamanı geldiğinde de egolarımı tatmin edeceğim bir meslek seçimi yaptım, belkide ben mesleği değil meslek beni seçti, bunuda tam olarak bilmiyorum. Hep ne deriz ? “Her işin bir zorluğu vardır.” Kimimiz türlü türlü insanlarla uğraşmak zorundadır, kimimiz hayatını ortaya koyar vb.. Ama yazılım işi bana göre olduğu gibi zor !
Yazılım işiyle uğraşıyorsanız resmen zorluğun biri bin paradır. Sürekli güncel kalmak ise en zorudur. Öğren öğren bitmeyen bir dünya olarak başlar ve sonra hayatınızı esir alır. Burada yazdıklarım benim kendi gözlemlerim, herkes böyledir yada böyle olacaktır demiyorum. Eğer hedefiniz yetecek kadar para kazanmak yada aynı tarzda işler alıp yapmaksa güncellik çokda önemli değil ama ciddi hedefleriniz varsa güncellik en önemli madde !
Öğrenme sürecinin en sancılı kısmı şüphesiz başlangıç noktası, heleki kendi çabalarınızla kimseden yardım, eğitim almadan bu işi yapıyorsanız işiniz gerçekten çok zor. Bunları yazıyorum çünkü son 3-4 haftadır bunları had safhada yaşıyorum. Bu işlere ilk başladığımda ki gibi sabahlamak yada enerjik halimden eser olmayışıda bir etken sayılabilir. Yeni şeyler öğrenmesek ne olur ? Cevap çok basit “Sıradan oluruz..”
Bazen kendi kendime soruyorum nereye kadar böyle devam edecek, 40 yaşındayken haleda böyle kastırıyormu olacağım ? Buna kesin bir cevap veremiyorum ama şunu biliyorum o zamana kadar istediğim ekonomik seviyeye gelirsem kendimi bu işleri gerçekten öğrenmeye hevesli kardeşlerime adıyacağım. Biz çektik onlar çekmesin. Bu söz yanlış anlaşılmasın horona giren terler, bu işler özverisiz olmaz, olamaz.
Aslında daha farklı şeyler yazmayı planlıyordum ama yazamadım. Allah herkese istediği sevdiği işi nasip etsin, kazanç zaten kendiliğinden gelecektir. Herkese iyi güzel ve mutlu günler.
Hemen şunu söyliyeyim yine yenildik :D Kadrolar 3 aşşağı 5 yukarı eşit gibiydi fakat takım olarak inanmadık, konsantre olamadık ve neticesinde yenildik. Maç çok büyük bir çekişmeyle başladı ilk 15 dakika gol sesi yoktu, resmen birbirimizi tarttık. İlk golü biz yedik, sonra birtane daha sonra bir tane daha, 3-0 ken 3-2 yapmayı başardık ama yine altını çiziyorum sahaya ruhumuzu yansıtamadık !!! Futbolun altın kuralı başarıya inanmaktır, nedense takım arkadaşlarım kendilerine dahi bir türlü inanamadı. Maç baştan sona süper zevkliydi, futbol adına herşey sahada vardı, düşünün ben bile vardım :D (kendi mekanımda kendimi övmem gayet doğal :)) Maçın başında zıtlaştığımız Ali Kemal abi sözünü tuttu ve topla alakasız bir şekilde bileğime güzel bir şekilde vurdu. Maçın sonlarında Maradona yatırıp kaldırmaya çalışıyordum ki Zekeriya abi (alttaki resimde en sağdaki BORDOMAVİ li abimiz.) ayağımı elime verdi, 2 gün geçti haleda ağrılarım devam ediyor. Bir daha ki maç hakkında yorum yapmak istemiyorum. Bu arada resimleri çeken Selim arkadaşımıza teşekkürlerimizi sunuyor, bir daha ki maçta şahsıma daha güzel fotoğraflar çekmesini istiyorum :)
Artık bu konuyada değinme zamanı geldi :) Yaklaşık 3 ay belkide daha fazladır salı günleri 20-21 arası Söğütlü’ de maç yapıyoruz. Bu olayın başlangıcını sağlayan Bekir abi ve Şükrü’ ye sevgi ve şükranlarımı sunuyorum. Süreklilik de katkıları çok büyük. İlk başlarda Derdata’ ya karşı Sözenler olarak çarpışıyorduk fakat baktıkki bizi yenmeleri mümkün değil, dedik karışık oynayalım :D Zaman zaman bazı arkadaşlar tarafından ekilsekte, şimdilerde biz onları ekiyoruz. Açık konuşmak gerekirse sahada ki 13 kişiye karşı mücadele veriyorum, kendi takım arkadaşlarımın bile beni çekemediği bir ortamda mücadelemi veriyorum. Sanıyorum 1 kere galibiyet yüzü gördüm oda geçen haftaydı. Ama bu hafta herkesi karşıma almaya karar verdim. Özellikle Ali Kemal’ i GIRACAMMMMMM !!!! Arkadaş geçen hafta aynı takımda olmamıza ve süper oynamama rağmen, bir türlü ağzı durmadı. Bu hafta çekeceği var. Neyse daha gerilmeden sürekli oynayan arkadaşların listesini yazayım. Google’ da adlarını yazıp bu sayfayı gördüklerinde zevkten ölüyorlar :D Bu arada unutmadan, şuan da askerde olan Koray ve Bayram’ a da sevgilerimi sunuyorum. Allah inşallah hayırlı teskereler nasip eder.
1- Abdullah Uğraşkan –> Kaleyi görmeyeyim, çakarım :D
2- Uğur Akkol –> Eski kurt, çekip çevirici
3- Ali Kemal Hasanbaşoğlu –> saha içi gezicisi
4- Çağrı Aykın –> alemin kralı, görev insanı
5- Samet Uğraşkan –> amcamın büyük çocu, o işini bilir.
6- Mert Uğraşkan –> amcanım küçük çocu, herkes ona gıcık oda herkese gıcık.
7- Bekir Özhan –> alanzinyo’ nun tıpkısının aynı, gerek sitil gerekse ebatlar :D
8- Şükrü Çanga –> oynadınmı oynay, oynamadınmı da Allah muhafaza..
9- Kalecileri –> dönerek çok sert vurdum onu bile tuttu :| :D
10- Defansları –> sahanın en stabil insanı, hep aynı
Haftaya bol fotoğraflı bir yazı ile tekrar görüşmek üzere..
Beni tanıyıp da hız aşırtmayla (overclock) veya bilgisayar donanımıyla ne kadar içli dışlı olduğumu bilmeyen yoktur. Ama bu işleri bırakalı 1 – 1,5 sene olduğunu bilende bir o kadar azdır. Çok eskiye dayanmasa da fotoğraf makinemi aldığımdan beri çektiğim kareleri sizlerle paylaşmak istedim. Eleye eleye 106 kareye indirebildim. Her telden fotoğrafın mevcut olduğu bu karelere bakıp bakıp üzülsem mi yoksa mutlumu olsam bilemiyorum. Bu işlere harcadığım zamanın yarısına programlamaya ayırsaydım acaba daha mı iyi olurdu ? onu da bilmiyorum. O günlere dair hatırladığım tek şey zevkten öldüğüm, elimde kalansa aşağıda ki kareler ve bir kaç dost. Yandığım bir nokta da aşağıda bulunan çoğu donanımla ilgili uzun uzadıya yazılar yazıp daha sonra bunları arşivlememem olmuştur. Geçenlerde Hwbot da ki skorlarımı da eklemiştim, merak edenler bakabilir. Bu imkanı bana sağlayan Emre abime yine teşekkür etmek istiyorum, rüyamda bile göremeyeceğim şeyleri sayesinde gördüm, yeri geldi yurt dışından sipariş verdi, yeri geldi yanacağını bile bile basın tuşa dedi :) Tekrar tekrar teşekkürler..