Home » Archive by category 'Kişisel Şeyler' (Sayfa 8)
digitalage ile tekrar heycanlanmak.

Bilgisayarla tanışmam tahmin ediyorum bundan 8-9 yıl önceydi. Ay başlarını iple çekerdim, çünkü yenilikleri öğrenme hastasıydım o zamanlarda internet kelimesini sadece duyuyordum ne olduğunu bile tam olarak bilmiyordum zaten bilgisayarımda modemde yoktu :) En yakın dergi satıcısından Chip başta  olmak üzere tüm bilgisayar dergilerini toplar alırdım ve koşa koşa eve gidip okumaya başlardım. Bu heycanı kelimelere dökmem mümkün değil, çünkü daha digitalage logoönce hiç duymadığım şeyleri okuyor anlamaya çalışıyordum ozamanlar sadece anlamaya çalışıyordum ne yalan söyliym çoğu şeyden tek kelime dahi anlamıyordum. Aradan geçen zaman ve internetin hayatımıza girmesi bu öğrenme şeklini tam anlamıyla dijitalleştirdi. Özellikle okuldan uzaklaştığım bir kaç yılda ne gerçek ortamda bir şey okudum nede yazdım. Bilgisayarla geçirdiğim zamanlar giderek artıyordu, çünkü artık devir benim devrimdi önceden okuyup anlamaya çalıştığım şeyleri anlamıştım. Helede gün gelmiş ve Byte dergisinde yazılarım yayınlanmaya başlamıştı ki değmeyin keyfime :)

Azcıkta olsa geçmişi özetledikten sonra gelelim asıl konumuza. 2009 Blog ödüllerinde Teknoloji kategorisinde 2. olduğum için digitalage dergisine 6 ay ücretsiz abonelik hediye edilmişti. Açık konuşmak gerekirse ilk kez duyduğum bir dergiydi, hele ki teknoloji dergiciliğinin artık can çekiştiğini düşündüğümden olacak ki kapağına baktından sonra dergiyi köşeye bıraktım ve dersin başına oturdum. İlk yarım saatten sonra derginin içinde acaba ne var diye düşünmeye başladım, konsantrem iyice bozuldu dedim bakayım nedir bu dergi. Ambalajını söktüğümde ilk dikkatimi kokusu ve sağ üst tarafında ki tasarımsal kesiklik çekti. Ay ne uzattım ne uzatıım :) Sayfaları çevirdikçe içerik beni zevkten öldürüyordu çünkü tam benlikti. Çok ilgimi çeken fakat bir türlü konsantre olup inceleyemediğim konular, sanki özenle seçilip kaleme alınmıştı. Seçilen konular harikaydı, resmen yıllar önce okuduğum dergilerin heycanını duyuyordum ve bu durum çok hoşuma gitti. Bu yazıyı yazmamı tetikleyen bu kısım değildi çünkü şansıma güzel konular denk gelmiş olabilirdi, bu ay yeni sayısı yine geldi ve içerik geçen aykini aratmayacak güzellikte ve kalitedeydi üstelik İnternet Zenginleri adlı kitapta yanında hediyesiydi. Eve geleli 1 saat oldu ve sadece başlıklara göz gezdirdim çünkü çok yorgunum ve bu bilgi ziyafetini dinlek kafayla çıkartmak istiyorum. Uzun lafın kısası bu mükemmel dergiyi abonelik bittikten sonra almaya şiddetle devam edeceğim. Dijital dünyayla uğraşan tüm herkese de şiddetle tavsiye ediyorum. İnanın çok şey kaçırabilirsiniz :) Dergiyle tanışmama vesile olan herkeselere kocaman sevgilerimi saygılarımı sunuyorum, sizleri seviyorum modern teknoloji insanları, kalın sağlıcakla..

Bilgisayar ile yapılan işlerin değersizliği üzerine..

Konu ciddi anlamda çok derin, kabaca aklımdakileri yazıp rahatlamak istiyorum. İnsanlar bilgisayarlara nasıl bir gözle bakıyorlarsa arıza yapmalarını imkansız sanıyorlar. Çünkü bilgisayar = inanılmaz bir alet, inanılmaz bir düzenek. Adam alıyor bilgisayarı 1 ay sonra geliyor, bunu alın yenisini verin, gerekçe ise bilgisayar bozuk ! Bu tarz problemlerin %99′ unda kullanıcı hatası bulunuyor, özellikle virüs vb.. durumlar, çok nadir donanım arızası olabiliyor. Benim anlatmak istediğim olay ise bu değil, bundan sonraki işleyiş. Doktora gidip iki öksürüyoruz 100lira veriyoruz gıkımız çıkmıyor. Bilgisayarımızı iki tıkla düzelten servise ise 1lirayı dahi çok görüyoruz, gerekçe ise oldukça komik. 2 tıkladın be kardeşim el insaf ! Güzel abim okadar biliyorsan sende tıklasaydın ! Doktorada gitme kendi kendine öksür ilacını kendin yaz olsun bitsin. İnsanlar para kazanmak için belli konularda uzmanlaşıyor ve bu işten para kazanıyor. Saygı duymamız gerekiyor, emeğin karşılığını da sesizimi çıkartmadan vermemiz gerekiyor. Arçelik ürünleri satan bir mağazadan buzdolabı veya çamaşır makinesi aldığımızda problem oluşması durumunda ürünü aldığımız yeri değil yetkili servisi arıyoruz. Bilgisayar dünyasında ise bu durum şöyle kabul görmüş, ben senden aldım kardeşim al ne yaparsan yap. Tabi tek suç kullanıcılarda değil, zamanında insanları kandıran sözde bilgisayarcı olan insanların. Kullanıcı ne satıcıya nede firmaya güvenmiyor, akabinde durum bu noktaya geliyor.

Bilmeden, anlamadan eleştiriyoruz. Bizim insanımızda çok bilmişlik her zaman hat safhadadır. Konu hakkında bilgimiz olsada olmasada eleştiririz, genellikle de yapıcı değil yıkıcıyızdır. Adamın okulda aldığı 11 saatlik Asp.Net eğitimi ile tüm .net sitelerini eleştirebilir. Ben her zaman şunu diyorum özellikle de web konusunda, arkadaşım boş boş atıp tutmayın, yapın aynısını gelin konuşun. Ay orası çok kötü burası çok kötü, acaba msn de yazışmaktan veya Facebook’ dan video paylaşmaktan kaç adım ileride bilgin var ? Tamam piyasada çok fazla kötü niyetli insan var bunu kabul ediyorum, zaman zaman bizde bunlarla uğraşıyoruz, gün geliyor projenin yarısında çekip gidiyorlar, yansıtmamak adına insan üstü çaba sarf ediyoruz(m). Yanlış anlaşılmasın ben övgüden övülmekten bahsetmiyorum. Benim en iyi arkadaşım benim, yaptığım işlerin eksik veya yetersiz yönlerini bana söyleyendir, tanıyanlarda bilirler ki anında müdahale yapar ilgili düzenlemeyi yaparım. Ama laf olsun torba dolsun diye veya millet bombalıyor dur bende bir laf sokayım zihniyetini taşıyorsanız, bana kaybettirecek bir şeyiniz yok 10 saniye kızar sonra soğur işime bakarım.

Olayı özetlersek, unutmayın ki insanlar bildikleri kadar vardır. Herkes farklı konularda bilgi sahibi olabilir. İnsanları ezmektense ellerinden tutup ayağa kaldırmasını kendimize ilke edinmeliyiz. Aksi halde herkes ileri gider bizde kendi kendimize çelme takarak sürekli geriye gideriz. Kalın sağlıcakla..

Asus U2E Nasıl Sökülür ?

Evet yine bir teknoloji faciasının eşiğinden döndük, 10 dakika daha sökülemeseydi eşikten dönemeyecektik bunu da söyleyeyim :) Resimlerden de görüleceği üzere çok şirin ve cici olan bu bilgisayarı insan neden sökmek ister isterseniz bunun cevabını vereyim, üzerinde bulunan 32GB SSD harddiskin boyutu küçük geldiğinden yerine 256Gb lik bir SSD ve  2Gb lik belleğini 4Gb yapmak istedik. (SSD diski yanlış sipariş vermişiz ondan dolayı sökmemiz boşuna gitti) Emre abimin sökme işleri üzerine özel bir yeteneği var, önce görülür vidalar sökülür, sonrasında ilgili yerlerden gerilerek aralardan bakıp daha başka nerelerde bağlantı noktası var bunların tespiti yapılır, çoğu zaman hüsranla sonlanan bu işlemi bu sefer başarıyla tamamladı, bunun haklı sevincini yaşıyoruz :) Uzun bir zaman önce IPhone neler olduğunu yazmıştım :)

Hemen sökme sırasını verip başka arkadaşların bizim düştüğümüz hatalara düşmesini engelleyeyim. Eğer sadece bellek değiştirecekseniz klavyeyi sökmeniz yeterli, bu arada sadece bir bellek slotu bulunuyor ! Sabit disk ise hemen mousenin altında bulunuyor. Önce kasanın altındaki vidaları sonrasında optik sürücüyü söküyoruz, optik sürücünün çıktığı yerin hemen altında 2 adet vida bulunuyor onları da söküyoruz. Daha sonra klavyeyi söküp altındaki vidaları söküyoruz. Sonrasında zaten olanlar oluyor :) Bilgisayarın detaylı incelemesini PCLabs yapmış merak edenler oradan bakabilir. Teknik özellikleri de vermeden geçmeyeyim.

Monitör: 11.1″ – 1366×768
İşlemci: Intel Core 2 Duo U7600 (1.2 GHZ) Merom, 2 MB L2 Cache, 10 W TDP
Bellek: 2 GB DDR2 667 MHZ ( 1GB + 1GB – entegre )
Ekran kartı: Intel 965GM ( Intel Graphics GMA X3100 )
Sabit disk: Samsung 1.8″ 32 GB SSD ZIF – 40 gr. + 160 GB 2.5″ harici sabit disk (eSATA ve USB 2.0 bağlantılı)
Yonga seti: Intel 965GM + ICH8M
Optik disk sürücü: Matshita DVD-RAM UJ-852S
Pil: 4500 mAH ( 380 gr. )ve 2400 mAH ( 180 gr. )
Ses: 2 tiz hoparlör
Webcam : 0.3 MP ( VGA )
Bağlanabilirlik: Realtek Ethernet (RTL8168B), Wireless WIFI Link 4965AGN, Bluetooth 2.0 +EDR
Giriş/Çıkışlar: 3 x USB, Mini DVI bağlantı yuvası, Kulaklık, Mikrofon girişleri, Kensington kilidi, Express Card 34 mm, 1 x Ethernet RJ 45, 1 x modem JR 11
Kart Okuyucu: MS PRO, SD Card, MMC
Boyutlar: 277(L) x 194(D) x 24
Ağırlık: 1,30 Kg. ( 2400 mAH batarya ile )

Yazalım Güzelleşelim..

Güzel bir pazar gününden herkeslere merhabalar. Hafta boyunca işlerimin yoğunluğu sebebiyle siteye birşeyler ekleyemedim. Öncelikle şunu söyleyeyim, pazartesi sabahı sunucuda oluşan olağan dışı bir problem nedeniyle otomatik olarak sistem düzgün çalışan en yakın zamana geri yüklendi fakat epeyce yazı ve sizlerin yorumları silindi. Elimden geldiğince Google’ nin ön belleğinden yazıları bulup siteye ekledim fakat resimler için bu durum malesef söz konusu olamadı. Bu olayndan kendime ders çıkarttım ve bundan sonra her yazımı bilgisayarımda resimleriyle birlikte saklayacağım, doğrusuda sanırım bu :) Hafta içi Emre abimle birlikte güzel bir vadesi geçmiş borçlar raporu yazdık, c# ile tanıştığım süre içerisinde ilk kez rakamlarla boğuştuğum için yeni tecrübeler edindim, bunları ilerleyen zamanlarda sizlerle paylaşacağım. Hafta sonu Açık öğretim sonuçları açıklandı ve Allah’ a şükürler olsunki sonuçlar istediğimden bile iyiydi, bu adrenaline nacizane vücudum daha fazla dayanamadı ve eve gelir gelmez uyumuşum, gözümü açtığımda bu güzel pazar gününe uyanmıştım. Uzun zamandır aklımda olan server ve kabinet temizliğini bugüne planlamıştık. Ben, Selim ve Volkan 2 saatlik başarılı bir operasyonla temizliği tamamladık, şuanda sistem ayakta ve çalışıyor :)

Yazdıklarımı okuduysanız şuanki ruh halimin ne kadar ılımlı ve güzel olduğunu anlayabilirsiniz fakat bu aşşağıda yazacaklarımı engelleyecek bir durum değil.

Dövme, küpe, kılık kıyafet, tutum ve davranışlarımız üzerine: Dünyada ki en asil ve geçmişi en köklü milletlerin başında geliyoruz, bundan onur ve gurur duyuyoruz fakat sürekli yozlaşan gelenek görenekten sürekli uzaklaşan bir gençliğimiz var. Nedendir bilinmez sürekli batılaşma denilen saçma şeyin peşinden gidiyoruz veya gitmeye çalışıyoruz ama herzaman olduğu gibi ilim ve bilim alanında değil sadece kendi gelenek göreneklerimize ters abzürt konular üzerine.. Neden kendimiz gibi olmuyoruz olamıyoruz anlamak mümkün değil. Sokakta yürürken öyle tiplere rastlıyorumki yok diyorum ya bu insan değildir, heryerinde dövme saç sakal bir acayip, mıknatısla yanından geçemezsiniz, he ya bunlar havaalanındaki cihazlardan nasıl geçiyor :| :D Diyeceğim o ki bunlar özenilecek şeyler değil az etrafımıza ülkemize yakışır davranalım. Yoksa bu nesilden sonraki nesili tahmin dahi edemiyorum. Aslında bu konu üzerine yazacak çok fazla şey var, bir ara tekrardan ele alacağım.

Emek ve yapılan saygısızlık: En hassas olduğum konuların başında geliyor. Çünkü emeğin ne olduğunu kralından daha iyi bildiğime inanıyorum. Bu saygısızlık özellikle teknoloji dünyasında ciddi anlamda can sıkıcı boyutta. Ben günlerimi haftalarımı verip ortaya bir şey çıkartıyorum, iyi veya kötü önemli değil. Bunun karşılığında olmamış yenisini yapalım gibi bir durumla karşılaşırsam yaptığım işten soğumak bir yana insanlardan dahi soğuyorum, yüzlerine bakasım gelmiyor, o ağızları yırtmak geliyor içimden. Herşeyin bir adabı ûsuku kaidesi vardır. Nasıl ki ev yaptırırken ustanın başında bekliyorsun, ozaman arkadaşım işininde başında duracaksın, benim zamanım çok kıymetli. Hiç unutmuyorum beş para etmez bir insanın istediği şey için 1 gün kafa patlatıp bir günde kod yazdım, sonra yanıma gelip boşverya silelim dedi. Hem satır satır kodları sildim hemde o karaktersiz şahsı. Bu konuyuda genel olarak bir ara ele alacağım çünkü çok derin bir konu.

İnsanlara balık yemeyi değil tutmayı öğretmemiz lazım: Özellikle programlama öğrenmek isteyen çokca arkadaş var çevremde. Ama istemekle gerçekten istemek arasındaki farkı bilmeyen arkadaşlar. Kendimce yol gösteriyorum başlayın takıldıkça sorun elimden geldiğince yardımcı olurum diyorum ama görüyorum ki bunu alışkanlık haline getirip hiç araştırmadan nede olsa sorsam cevabı geliyor düşüncesindeler. Balık yemeyi boşverelim arkadaşlar hep beraber balığın nasıl tutulması gerektiğini öğrenelim çünkü yarın hepimiz tek başımıza kalabiliriz, çevremizde kimse olmaya bilir ;)

Evet bugün babalar günü, gerçi bu tip günlerede gıcık oluyorumya neyse.. Benim anamın babamın günü bir gün olmaz olamaz arkadaş, onların günü hergündür. Büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden öpüyorum, sağlıcakla kalın. Ben kaçar :)

Bö! 2009 Teknoloji Kategorisi 2. cisi www.apoStyLEE.com !

Blog ödülleri 2009‘ da Teknoloji kategorisinde Yakuter.com un ardından 2. olmuşum. Bu organizasyonda yer aldığım ve dereceye girdiğim için çok mutlu oldum. Dereceye giren tüm bloglara buradan bakabilirsiniz. Destekleyen tüm herkese sonsuz teşekkür ediyorum. 2 Mayıs 2009 Cumartesi günü yapılacak konferansa özel sebeplerden dolayı katılamayacağım. Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesislerinde Trabzonspor formamla ödül almak çok keyifli olacaktı ama olsun her işte bir hayır vardır. Kategori birincisi, Erhan Yakut arkadaşıma, üçüncüsü www.ogren.tv ekibini kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

Yarışmaya kaydoluşum, oylama süreci ve oylamanın ardından ki bekleme süreci ciddi anlamda çok eğlenceli geçti, zaman zaman da çok gerildim :D Sınavlar bir yandan Bö! bir yandan kilo vermeme bile sebep oldu süperdi yahu :) Özellikle son saniyeye kadar yanımda olan eşim Lülüfer’ e, Uğur abi, Ali Kemal abiAhmet abi, Hanife ablaya ve Mert‘ e desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Tüm katılımcılara ve emeği geçen herkese tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Güzellikle kalın.

Daha tutamadım kendimi

Günlerdir yaşadığım gördüğüm bir sürü olay var, kendimi tutup buraya yazmak istemedim ama artık dayanamadım ve yazma gereği duydum.

  • Polis orantısız güç kullanıyormuş ? Bana göre de doğru orantısız güç kullanıyor, tüm ihtarlara rağmen yasadışı gösteri yapanların üzerlerine ateş açmıyorlar. Arkadaş kötü insan birinden yada bir kurumdan korkacak, hani derler ya çocuk babadan korkacak diye aynı o misal. Polisten korkmazlar, askerden korkmazlar, Allah’ tan korkmazlar sonra gelip kafamıza çıkarlar. Güzelim sözde medyada çıkmıyormu polis orantısız güç kullandı diye beynime kan fışkırıyor. Polis dövecek abi, ağız burun kıracak ki gören tekrarını yaparken başına gelecekleri düşünecek. Koyun sürüsüne çevirdiler insanları, biri gazı veriyor arkasından destek geliyor. Polis orantısız güç kullanıyor, mahsum bir insanı tartakladı !!! Mahsumun olayın göbeğinde ne işi var ? Kavga gördüğüm zaman yolumu değiştiriyorum sende değiştir arkadaşım. Öyle bir milletizki kavga dövüş deyince arabamızı kenara çekip izliyoruz. Geçen günlerde İstanbul’ da ki teröristlerin bir evde sıkıştırılıp, sonrasında çıkan çatışmada mahsum insanların ölmesine herkes gibi bende çok üzüldüm. Şunu tartışırım neden bukadar uzun çatışıldı ama mahsum birinin neden öldüğünü durup tartışmam. Çatışma izlenmez, oyun değil bu silahlar gerçek ! Mükemmel basınımız ne diyor, İHMALKARLIK ! yok ya, her şeyi yozlaştırdığınız gibi bizim silahlı kuvvetlerimizide yozlaştırın. O kadar sinirliyimki bu konuda yazmamak için zor tutuyorum kendimi.
  • Trafik canavarı: Bizde, tüm alet edevatı kuralına göre kullanmama huyu zaten varsayılan olarak yüklü. Ben yoğun yamur altında 60 la giderken önümü görmekte güçlük çekiyorum, adam Allah ne verdiyse basmış gidiyor. İlerde o arba takla atıp insanların içinden saçıldığını görsem yeminle söylüyorum birde ben geçerim üzerlerinden umurumda olmaz. Hayır kendilerini düşünmüyorlar, ana babalarınıdamı düşünmüyorlar. Bu kadar cahillik olur mu ya ? Şuna karşıyım, çocuk 18 yaşında, oğlum üniversite sınavını kazan sana araba alacam. Bunu söyleyen bir ailenin zaten çocuğu çokda normal olamaz. (İstisnalar kaideyi bozmaz) 18 yaşındaki bir insan eğer hayatı boyunca okullar dershaneler arasında gidip gelmişse o daha çocuktur ve dünyadan haberi yoktur. Sonra toplarsınız refüjlerden.
  • Dolmuş şoförleri: Değerli insanlar, bizi oradan oraya taşıyorlar, ama Allah aşkına şu arabalarınızı adam gibi sürün. Çoğu zaman da yolcuların kendisi sıkıntı, alakasız yerlerde müsait yerde inebilir miyim diye haykırıyorlar, adamcağız dursa bir türlü durmasa bir türlü. İnsanımız 2 adım yürümekten aciz. Heleki kırmızı ışık geri sayarken 3 de başlamıyorlar mı korna çalmaya, oyyyy Allah’ ım tabancam olsa vururum.
  • BÖ! : Geçtiğimiz günlerde güzel bir yarışmaya katıldık, Blog Ödülleri adında. Bizim ülkemizde hiç bir şey maalesef hiç bir şey 4/4 lük olamaz, belki de olurda kendimiz oldurmayız. Arkadaş adamlar uğraşmış düşünmüşler, taşınmışlar bir şeyler yapmışlar, sonuçta bu ülkemizde tek ve çok yeni olan bir organizasyon, destek vermemiz gerekiyor. Kimse olumlu yönünden bakmayıp direk olumsuz yönlerine konsantre olmuş saydırıyorlar. Bir kesim takmış ödüllere, ne kadar maddiyatçıyız ya ! illa ödül mü olacak ? Katılırken paramı aldılar bizden ? Yada ne verdinde ne istiyorsun ? Yüzlerce yarışmacı arasından dereceye girmek zaten en büyük ödül değil midir ? Diğer kısım takmış oylamaya, sanırım sanal bir ortamda olduğumuzu ve millet olarak kafamızın her türlü çakallığa çalıştığını bilmiyorsunuz. Oylama ancak bu kadar olur, belki arka plana 1-2 kontrol amaçlı bir şeyler konulabilirdi ki zaten açıklamada bu tarz mekanizmaların varlığından bahsedildi. Yada direk jüri seçecekti, bu seferde taraf tutuldu, o onun arkadaşı, o onun kuzeni falan filan, yani mümkünatı yok kimseyi memnun edemezdiler, kim etmişki BÖ! edecek. Bence kabahatı önce kendimizde arayalım, bazı şeyler insanın içinde olacak içinde, sağa sola b*k atmak işin kolay kısmı. Kendi adıma BÖ! ekibine teşekkür ediyorum, çok eğlendim.
  • Cevap vermek: Bize konuşma öğretildikten hemen sonra aşılanmaya çalışılan şeylerin başında; büyüklere cevap verilmez ve biri bir şey sorduğunda efendim demekti. Herşeyin yozlaştığı, yozlaştırıldığı bugünlerde bu değerlerimizde yerlerini, saygısızlığa ve ukalalığa bıraktı. Özellikle her ama herşeye cevap vermeye çalışıp sonrasında altta kalmadım verdim ağzının payını diye kendinden gurur duyan insanlar beni kudurtuyor. Bu gurur verici bir durum değil aksine terbiyesizliğin, saygısızlığın ta kendisidir. Her ne olursa olsun saygının olmadığı yerde hiç bir güzel şeyin olması mümkün değildir. Bu futbolda da böyledir, işyerinde de, okulda da, araba sürerken de her yerde. Sagopa bir şarkısında “Muşamba dudaklarınızı yırtmak geliyor içimden” diyor, ne kadarda güzel diyor.

Beni tanımayan biri eğer bu yazıyı okumuşsa beni çok karamsar biri olarak gözünde canlandıracak, bazıları da salakça bulacaktır. İlk sorunun cevabı, aksine çok olumlu ve iyi bir insanım ama maalesef bu yazdıklarım acı gerçekler. İkinci sorunun cevabı ise çok hoşuma gidiyor, umurumda bile değilsiniz. Sağlıcakla kalın.