Home » Sayfa 10
Yer(siz)el Basın ve Trabzonspor

Trabzon çok küçük fakat bir o kadar da büyük bir şehirdir. Futbolla yatıp kalktığımız doğrudur. En büyük markamızın Trabzonspor oluşu buradan gelir. 1983 doğumluyum ve hiç şampiyonluk görmedim, bu hiç göremeyeceğim anlamına gelmiyor, biz her sezon bu hedefle bu psikolojiyle izliyoruz takımımızı. Gücümüz, hırsımız ve inadımız Karadeniz’ in azgın sularından geliyor, bu da doğrudur. Biz Ulu Önder Atatürk’ ün bize bıraktıklarının farkında ve arkasında olan bir şehiriz, bizi bu yüzden bazıları sevmez daha doğrusu sevmeye güçleri yetmez. Bu şehrin insanı örfüyle, adetiyle, geleneği ve göreneğiyle her yerde Türklüğünü sonuna kadar yaşar ve çevresine yaşatır. Bu yüzden de Bize Her Yer TRABZON‘ dur.


(daha fazla…)

Mvc ye giriş – Video

Kaç zamandır denemeler yapıyordum fakat kendimi kasmaktan bir türlü sonunu getiremiyordum. Kendi kendine video çekmek dünyanın en zor işlerinden bir tanesiymiş, buradan bunu anladım. Kendi kendinize konuşmak, daha doğrusu bilgisayar ekranına bakıp konuşmak, bildiklerinizi unutmanıza bile yol açıyor. Umarım bu video ile birlikte tüm olumsuzlukları aşmış olurum ve devamını da getirebilirim. İngilizce bilmediğimden dolayı kelimelerin okunuşlarında gariplikler olabilir ve bazı yerde anlatmak istediğim şeyler sapmış olabilir. Hoşgörünüze sığınıyorum :)

Bu video da Mvc konusuna giriş yapıp, artılarını eksilerini anlatmaya çalışıyorum.

Bisikletle mini şehir turu

Bisiklet almamda ki en büyük sebep, güzel havalarda evde oturup bilgisayarla uğraşacağıma dışarıya çıkıp kendi çapımda gezinmekti. Dünde güzel sayılabilecek bir hava vardı. Zaman zaman yağmur yağarmı sorusunu aklıma getirsemde şehre tek damla bile düşmedi.

Evim Boztepe’ de, adından da anlaşılacağı üzere tepede bir yerde, inmesi basit, çıkması ise aynı derecede zor. Gülü seven dikenine katlanır dedim ve hazırlıklarımı yaptıktan sonra atladım bisikletime ve rampa aşağı inmeye başladım. Boztepe’ yi bilen bilir, eğim bazı yerlerde 40 – 45 derece ve inerken tepe aşağı çakılacak gibi oluyorsunuz, bu çok eğlenceli :) Şehre inişim 6 dakika sürdü ve küçük birde kaza atlattım. Evden çıkarken çizdiğim rotada Akçaabat tarafı vardı fakat sonrasında aklıma Ozan geldi ve direksiyonu aksi istikamete kırıp Forum Trabzon a sürmeye başladım. 100. yıl parkında Ozan’ la buluşup 1 saat kadar muhabbet ettik. Ayrılık vakti gelmişti ben Beşirli’ nin Ozan’ da Ankara’ nın yollarını tuttu. Önce Ganita’ ya geçtim oradan Faroz ve Beşirli.. Dönüşte Varlıbaş alışveriş merkezinin yanından Tanjanta attım kendimi. İnanmak istemiyordum ama 6 dakikada indiğim yokuşu çıkmam gerekiyordu :) Meydan Kiler’ de durup son bir kez nefeslendim. Full konsantre bir şekilde tırmanışa geçtim, tahmin ettiğimden daha hızlı ilerliyordum, kendime verdiğim süre 35-40 dakikaydı fakat böyle sürersem daha kısa sürede çıkabilirdim. Yolu yarılamaya yakın telefonum çaldı ve mecburi bir şekilde durmak zorunda kaldım, haliyle konsantrem bozuldu, devirden düştüm :S Çıkmak inmekten çok daha zevkli, birde dolmuş şoförleri olmasa.. Velhasıl 6 dakika da indiğim yolu 36 dakikada tırmandım :)

Bisikleti çok seviyorum çünkü pedallara ne kadar basabilirsem o kadar gidebiliyorum. Yani biriyle yarışmaya kalksam her şey benim elimde ve benim gücümde, bu durumdan oldukça zevk alıyorum. Rüzgarı hissetmek, pedala abandıkça hızlanmak ve zaman zaman acaba gücüm yetecek mi sorusunu sormak beni gerçekten mutlu ediyor…

Buda foto günlüğüm (tumblr)

Her gün çeşitli kaynaklardan değişik değişik fotoğraflara bakıyorum, madem böyle bir zevkim var bunu insanlarla paylaşayım istedim. Bu iş içinde son günlerin modası olan tumblrı kullanmayı

tercih ettim. Adını dahi becerip yazamadığım bir servis olan tumblr, son derece kolay kullanılabilen, sade ve hızlı bir hizmet sunuyor. Bu sebeplerden ötürüde son günlerde oldukça popüler. Tumblr sayfama buradan ulaşabilirsiniz.

MVC3 & Razor View Engine

Geçmişte mvc ve entity ile birlikte bazı çalışmalarım oldu fakat bazı noktalarda ki yetersizliğinden dolayı bıkkınlık geldi ve ilgilenmeyi bıraktım. Aradan biraz zaman geçtikten sonra Visual Studio 2010, framework 4.0 ve mvc 2 duyruldu açıkcası geçmişteki kötü imajı nedeniyle yine ilgilenmedim. Şimdi ise Mvc 3 beta çıktı ve her zaman ki gibi yine gündemde. Uzun bir süre dirensem de, izlediğim bir video dan sonra tekrar ilgimi çekmeyi başardı. Bunun en büyük nedeni razor view engine esasında razor değil view engine mekanızması beni çok fena cezbetti. Asp.Net tarafında herkesin hayal ettiği, özlediği bir yapıydı bu.

İlk olarak web matrix de cshtml uzantısıyla gördüğüm razorun açıkcası ne olduğu anlamamıştım. Şimdilerde kendi çapımda yaptığım ufak bir projede kullanmanın tarifsiz keyfini çıkarıyorum. Hemen bir örnekle razor view engine kod yapısına bir göz atalım.

Tasarım tarafında basit bir for döngüsü .aspx

    <%for(int i=0;i<5;i++){%>
      <li><%=i%></li>
    <%}%>

Aynı kodun .cshtml versiyonu yani razor

    @for(int i=0;i<5;i++){
        <h1>@i</h1>
    }

Görüldüğü üzere @ işratiyle başlıyor ve html kodlarmızı ekstra bir işlem olmadan içinde kullanabiliyoruz. Bu sayede çok hızlı ve düzenli bir şekilde kodlarımızı yazabiliyoruz.

Şuanda bulunduğuz sayfa <strong>@Request.Url</strong>

Ne kadar basit değil mi ? Razor’ un diğer bir özelliği ise bu mekanızmaya geçişin kolay olması ve ekstra kod bilgisine ihtiyaç duyulmaması. jQuery ile hayatımıza giren $ işaretinden sonra şimdide @ işareti giriyor :)

Şuanda beta olmasından dolayı kod renklendirme (syntax highlighter) ve otomatik tamamlama (intellisense) olayı bulunmadığından biraz zorluk çekebilirsiniz. Ama size şunu ısrarla söylemek isterim ki kesinlikle bir deneme yapın ve bu yapıyı gözlerinizle görün. İlerleyen günlerde razorun yeteneklerine daha yakından bakıp, küçük bir uygulama yapacağız. Şimdilik bu kadar :)

Biri blogger mi dedi ?

Aslında yazmak istediklerimi kelimelerle ifade etmem çok zor. Hep şunu diyorum, başarılı insanları kıskanıyorum evet kıskanıyorum. Ama başarısız olup da çevresinde ki nimetlerin ittirmesiyle başarılı gibi görünüp esasında beş para etmez insanların varlığı da beni bir o kadar rahatsız ediyor. Eminim benim gibi düşünen bir sürü insan var. Saatlerce vakit harcayıp bir şey yazıyorsunuz, hiç bir değeri olmuyor, kodaman bir yazar günlüğüne 2 satır bir şey yazıyor ve yer yerinden oynuyor resmen. Kimsede kral çıplak demiyor belkide diyemiyor. Bu insanların bu işten para kazanmaları ise apayrı bir konu.

Kim bilir belkide kendimi kandırıyorumdur, belkide onları da kıskanıyorumdur, blog benim değil mi ? istediğimi istediğim gibi yazarım, dayatmayla parayla değil isteğimle yazarım !!!