Home » Sayfa 21
MVC ve Ado.Net Entity’ e Merhaba

Klasik Asp’ den kurtulup Asp.Net’ e geçtiğim günü daha dün gibi hatırlasamda aradan 1 sene belkide daha çok zaman geçti. Hayatım boyunca yeniliklere hep geç adapte oldum, yakın zamana kadar Front Page 2003 kullanıyordum zorda olsa ondanda kurtuldum. Şimdilerde yeni yeniliklere yelken açma zamanın geldiğinin resmidir. Bu yazdıklarımın konumuzla ne alakası var açıkcası bende bilmiyorum ama girişler hep zor oluyor :D

Emre Tekelioğlu (yazının içinde Emre abi şeklinde bahsedeceğim) ile Trabzon Spor ile ilgili projelerde çalışmıştık ve muhabbetimizde süperdi. Şimdi Emre abiyle aynı ofisi paylaşıyoruz. Bizim tabirimizle yan yana yardırıyoruz. Elizde varolan projelere başlamadan önce neler yapabiliriz ve nasıl yapabilirizi uzun uzun konuştuk tartıştık. Özellikle veritabanıyla olan işlerimizi en iyi şekilde nasıl hallederizi aylar öncesinden beri konuşuyorduk. Bir ORM (Object-relational mapping) aracı kullanacaktık ama hangisini ? Bu işlerin babası Hibernate .Net olanı içinse nHibernate gibi duruyordu fakat Microsoft’ un herzaman bir benzer aracı vardır. Tabi bu sırada son günlerde popülaritesini giderek artıran MVC (Model – View – Controller) vardı. Bunlar güzel şeyler fakat öğrenmek anlamak ciddi anlamda zaman alıyor ve kaynak anlamında da ciddi sıkıntılar çıkabiliyor. Burada araya Emre abi faktörü giriyor, açık konuşmak gerekirse ben yine bildiğimi okuyup hiç bir yeniliğe bulaşmadan amele işi kastıracaktım :)

Şu sorularla doğru cevapları aramaya çalıştık vede sanıyoruz ki bulduk;

  1. Biz projelerimizi nerede geliştiriyoruz ? .Net
  2. .Net in kendi orm araçları var mı ? Evet, var. Linq ve Ado.Net Entity
  3. Bir amacımızda tasarım, veritabanı ve kodları ayırmak. Bunu en güzel nasıl çözebiliriz ? Mvc
  4. Peki Linq mi Entity mi ? Mvc ile en uyumlu ve gelecekte Microsft’ un bu teknolojiye devam edip Linq’ i bırakacağı için Entity !

Kararlarımızı verdikten sonra kolları sıvayıp ilgili konular üzerinde ar-ge yapmaya başladık. Şuanda aklımıza gelen tüm senaryoları başarılı bir şekilde gerçekleştirmeyi başardık. Mvc ve Entity gerçekten muhteşem bir ikili. Genellikle büyük projelerde kullanılır gibi bir izlenim var fakat bence küçük projelerde bile rahatlıkla kullanılabilecek bir görüntüsü var. İlerleyen günlerde Mvc ve Entity ile ilgili güzel ve anlaşılır yazılar yazmayı düşünüyorum. Şimdilik konularla ilgili bir kaç adres vermek istiyorum.

Ado.Net Entity

  1. http://blogs.msdn.com/adonet/default.aspx
  2. http://cid-245ed00edb4c374e.skydrive.live.com/self.aspx/Public/entity%20framework%20learning%20guide.pdf
  3. http://msdn.microsoft.com/en-us/data/ee712908.aspx

Mvc

  1. http://www.asp.net/learn/mvc/
  2. http://www.asp.net/learn/mvc-videos/
  3. http://tr.wikipedia.org/wiki/Model-view-controller
  4. http://turhal.blogspot.com/
Meslek seçmek yada seçememek.

Son zamanlarda çevremdeki  çalışan insanları gözlemlemeye çalışıyorum. Herkes iyi kötü kendince bir şeyler yapıyor para kazanıyor. Benim gözümde burada olay iki kısımdan oluşuyor, birinci kısımda maddiyat ikinci kısımda kendini tatmin etme geliyor. Çoğu insan olayın maddiyatına göre meslek seçimi yapıyor. Kimileride kendilerini en iyi şekilde ifade edebileceği alanlara yöneliyor. Bende kendimi en iyi ifade edebileceğim, zamanı geldiğinde de egolarımı tatmin edeceğim bir meslek seçimi yaptım, belkide ben mesleği değil meslek beni seçti, bunuda tam olarak bilmiyorum. Hep ne deriz ?  “Her işin bir zorluğu vardır.” Kimimiz türlü türlü insanlarla uğraşmak zorundadır, kimimiz hayatını ortaya koyar vb.. Ama yazılım işi bana göre olduğu gibi zor !

Yazılım işiyle uğraşıyorsanız resmen zorluğun biri bin paradır. Sürekli güncel kalmak ise en zorudur. Öğren öğren bitmeyen bir dünya olarak başlar ve sonra hayatınızı esir alır. Burada yazdıklarım benim kendi gözlemlerim, herkes böyledir yada böyle olacaktır demiyorum. Eğer hedefiniz yetecek kadar para kazanmak yada aynı tarzda işler alıp yapmaksa güncellik çokda önemli değil ama ciddi hedefleriniz varsa güncellik en önemli madde !

Öğrenme sürecinin en sancılı kısmı şüphesiz başlangıç noktası, heleki kendi çabalarınızla kimseden yardım, eğitim almadan bu işi yapıyorsanız işiniz gerçekten çok zor. Bunları yazıyorum çünkü son 3-4 haftadır bunları had safhada yaşıyorum. Bu işlere ilk başladığımda ki gibi sabahlamak yada enerjik halimden eser olmayışıda bir etken sayılabilir. Yeni şeyler öğrenmesek ne olur ? Cevap çok basit “Sıradan oluruz..”

Bazen kendi kendime soruyorum nereye kadar böyle devam edecek, 40 yaşındayken haleda böyle kastırıyormu olacağım ? Buna kesin bir cevap veremiyorum ama şunu biliyorum o zamana kadar istediğim ekonomik seviyeye gelirsem kendimi bu işleri gerçekten öğrenmeye hevesli kardeşlerime adıyacağım. Biz çektik onlar çekmesin. Bu söz yanlış anlaşılmasın horona giren terler, bu işler özverisiz olmaz, olamaz.

Aslında daha farklı şeyler yazmayı planlıyordum ama yazamadım. Allah herkese istediği sevdiği işi nasip etsin, kazanç zaten kendiliğinden gelecektir. Herkese iyi güzel ve mutlu günler.

iPhone Unlock Çıktı blackra1n (bootloader 06.04 baseband 05.11.07)

Apple iPhone 3.1 versiyonu ile birlikte baseband versiyonunu 05.11.07 ‘ a yükseltip yurt dışı cihazların sim kartların çalışmamasına sebep olmuştu. Ben ve benim gibi binlerce dikkatsiz kurban bu işlemden sonra aylarca hatlarını kullanamamaya başladı. Baseband versiyonu düşürmeye yarayan Fuzzyband 06.04 versiyonlu bootloader da indirme işlemini yapamıyordu. Neyseki iPhone dehası arkadaş tüm dünyanın imdadına yetişti :) http://www.blackra1n.com/ adresindeki blackra1n programı ile hem jailbreak hemde unlock yapabiliyoruz. Esasında uzun uzadıya yazılacak pek birşey bulunmuyor. Programı indirip iphone u bilgisayarınıza bağlamanız yeterli. Eğer özelleştirilmiş (custom) yazılım kullanıyorsanız benim size önerim telefonunuzu orjinal 3.1.2 versiyonuna döndürmeniz yönündedir. Orjinal yazılımı indirmek için buraya tıklayabilirsiniz. Unlock işleminin detayı için İngilizAnahtarı‘ na bakabilirsiniz. Denedim tüm hatlar sağlıklı bir biçimde çalışıyor, tekrardan hepimize hayırlı olsun :)

iPhone Oyun – Huje Tower

Bu deli manyak oyunu şans eseri bir Rus sitesinde buldum. Benzeri oyunun bilgisayar için versiyonunu da epeyce oynamıştım ama şuanda adı aklımda değil. Oyunumuz gayet basit, elemanlarımızı üst üste koyarak en üstteki hatta ulaşıp yıkılmadan 5 saniye beklememiz gerekiyor. İlk aşamalar gayet basit ama ilerledikçe işler zorlaşıyor. Oyundaki sesler çok güzel, insanın oynadıkça oynayası geliyor. Oyun dosyasını paylaşıp paylaşmamakta çok düşündüm ama bu zevkten kimsenin mahrum olmasını istemiyorum :) Buyrun oyunun .ipa dosyası !

20 ekim salı halı saha maçı

Hemen şunu söyliyeyim yine yenildik :D Kadrolar 3 aşşağı 5 yukarı eşit gibiydi fakat takım olarak inanmadık, konsantre olamadık ve neticesinde yenildik. Maç çok büyük bir çekişmeyle başladı ilk 15 dakika gol sesi yoktu, resmen birbirimizi tarttık. İlk golü biz yedik, sonra birtane daha sonra bir tane daha, 3-0 ken 3-2 yapmayı başardık ama yine altını çiziyorum sahaya ruhumuzu yansıtamadık !!! Futbolun altın kuralı başarıya inanmaktır, nedense takım arkadaşlarım kendilerine dahi bir türlü inanamadı. Maç baştan sona süper zevkliydi, futbol adına herşey sahada vardı, düşünün ben bile vardım :D (kendi mekanımda kendimi övmem gayet doğal :)) Maçın başında zıtlaştığımız Ali Kemal abi sözünü tuttu ve topla alakasız bir şekilde bileğime güzel bir şekilde vurdu. Maçın sonlarında Maradona yatırıp kaldırmaya çalışıyordum ki Zekeriya abi (alttaki resimde en sağdaki BORDO MAVİ li abimiz.) ayağımı elime verdi, 2 gün geçti haleda ağrılarım devam ediyor. Bir daha ki maç hakkında yorum yapmak istemiyorum. Bu arada resimleri çeken Selim arkadaşımıza teşekkürlerimizi sunuyor, bir daha ki maçta şahsıma daha güzel fotoğraflar çekmesini istiyorum :)

salı sallanır halı saha maçları


 

Gelenekselleşen salı sallanır halı saha maçımız

Artık bu konuyada değinme zamanı geldi :) Yaklaşık 3 ay belkide daha fazladır salı günleri 20-21 arası Söğütlü’ de maç yapıyoruz. Bu olayın başlangıcını sağlayan Bekir abi ve Şükrü’ ye sevgi ve şükranlarımı sunuyorum. Süreklilik de katkıları çok büyük. İlk başlarda Derdata’ ya karşı Sözenler olarak çarpışıyorduk fakat baktıkki bizi yenmeleri mümkün değil, dedik karışık oynayalım :D Zaman zaman bazı arkadaşlar tarafından ekilsekte, şimdilerde biz onları ekiyoruz. Açık konuşmak gerekirse sahada ki 13 kişiye karşı mücadele veriyorum, kendi takım arkadaşlarımın bile beni çekemediği bir ortamda mücadelemi veriyorum. Sanıyorum 1 kere galibiyet yüzü gördüm oda geçen haftaydı. Ama bu hafta herkesi karşıma almaya karar verdim. Özellikle Ali Kemal’ i GIRACAMMMMMM !!!! Arkadaş geçen hafta aynı takımda olmamıza ve süper oynamama rağmen, bir türlü ağzı durmadı. Bu hafta çekeceği var. Neyse daha gerilmeden sürekli oynayan arkadaşların listesini yazayım. Google’ da adlarını yazıp bu sayfayı gördüklerinde zevkten ölüyorlar :D Bu arada unutmadan, şuan da askerde olan Koray ve Bayram’ a da sevgilerimi sunuyorum. Allah inşallah hayırlı teskereler nasip eder.

1- Abdullah Uğraşkan –> Kaleyi görmeyeyim, çakarım :D
2- Uğur Akkol –> Eski kurt, çekip çevirici
3- Ali Kemal Hasanbaşoğlu –> saha içi gezicisi
4- Çağrı Aykın –> alemin kralı, görev insanı
5- Samet Uğraşkan –> amcamın büyük çocu, o işini bilir.
6- Mert Uğraşkan –> amcanım küçük çocu, herkes ona gıcık oda herkese gıcık.
7- Bekir Özhan –> alanzinyo’ nun tıpkısının aynı, gerek sitil gerekse ebatlar :D
8- Şükrü Çanga –> oynadınmı oynay, oynamadınmı da Allah muhafaza..
9- Kalecileri –> dönerek çok sert vurdum onu bile tuttu :| :D
10- Defansları –> sahanın en stabil insanı, hep aynı

Haftaya bol fotoğraflı bir yazı ile tekrar görüşmek üzere..