Home » Posts tagged 'eleştiri' (Sayfa 2)
Yemekteyiz

Son günlerin en bol reytingli programı şüphesiz Yemekteyiz adındaki yarışma programı. Dikkat ettiyseniz reyting canavarı Acun abi bile neredeyse bu programın gölgesinde kaldı. Kabul ediyorumki orjinal bir fikir, ama eksikleri var daha doğrusu bizim sosyo piskolojik durumumuzdan dolayı eksikleri var. Nihayet insanlara dizilerden bıkkınlık gelmişti, herkes farklı şeyler istiyordu ki bu program imdata yetişti. İlk önceleri İstanbul’ da ki insanlarla yapılan program, aldığı reytingden dolayı tüm ülkeye yayılmaya başladı ve ilk durak Adana oldu. Bana göre programdaki en büyük eksiklik birinciyi direk yarışmacıların seçmesi. Kimse yemek yemiyor kıl, tüy ve benzeri materyalleri yemeklerin içinde arıyor ki puan kırayım ortamı gereyim, bir kısımda şöyle bir yol izliyorki gülmekten yarılıyorum. Ben et yemem, tavuk yemem, tuzu fazla, tuzu az, pişmemiş, çok pişmiş, ben marul sevmem, ben soğan yemem vb.. Ulan açmı geziyorsun sen ! Madem rakibine puan vermeyeceksin verme, niye kendini yanlış yollara itiyorsun. Daha sonra izleyip demiyormusun ya ne abartmışım. Neyse uzatırda uzatırım, geleyim benim konuma.

Şuanda yayınlanan Adana bölümündeki küçük kız resmen ortalığı kırıp geçiriyor. Bu kadar ukâla bukadar terbiyesiz, saygısız, düzeysiz, otistik, boş, kendini birşey sanan insan evladını ömrüm hayatım boyunca görmemiştim, sayesinde görmüş oldum. Hiç bir şey yemediğini söyleyen yukarıda bahsettiğim insanlardan biri. Kendini beğenmemek üzerine şartlamış bir vatandaş, bunun yanı sıra ciddi anlamda da saygısızlık makinası. Diğer yarışmacılarda nasıl bir sabır şok oluyorum. Gerçi bu noktada programın formatının gittiği yeride görebiliyoruz, bu tarz insanları seçip ortamı gerip reytingi yükseltmek üzerine kurulmuş bir yapı söz konusu, yoksa bu kızın elemeleri geçmesi söz konusu bile olamazdı. İlerleyen günlerde muhtemelen daha beterlerini göreceğiz. İnşallah Trabzon ayağında bu tarz bir insan çıkıp, bizi rezil etmez.

Birde beğenilmeyen onca yemeğin çöpe gitmesi insanın canını sıkıyor. Yemekler yapılıyor ediliyor okadar uğraşılıyor ama rekabetden dolayı yemek sevilsede yenmiyor. Dünyanın ve ülkemizin durumu ortada, bence bu noktada biraz daha ayar verilmesi gerekiyor. Kötü yemek olmaz ! Sanki gerçek hayatta bir lokantaya gittiğimizde hoşumuza gitmeyen yemeği yemiyoruz, öylede bir yiyoruzki hımmm hımm afiyetle. Sonunda buraya bir daha gelmem yemeklerin tadı hiç güzel değildi diyoruz, ama yiyoruz. Aynı şey misafirliğe gittiğimizde de geçerli.

Az iki dakka durun ya

Belki bende bir anormallik var ama bunları yazmam gerekiyor. Ülkemizdeki görsel ve yazılı basını anlamıyorum yada anlayamıyorum. 7 genç arkadaşımız öldü, Allah rahmet eğlesin geride kalanlarına sabırlar ihsan eylesin. Arkadaş sabah akşam televizyonda, aynı şekilde gazetelerde de bu olaylar anlatılıyor tartışılıyor. Onun ihmali bunun ihmalimi gibisinden. Acıyorum geride kalanlarına, onlarıda tv lere çıkarıp reyting uğruna katlediyorlar. Eğer bir ihmal veya benzeri bir durum varsa devletin ilgili kurum kuruluşları gereğini zaten yerine getirecektir. Haa burası Türkiye burda devletin umrunda olmaz diyorsanız, basının kendisine söylüyorum açıpda kendi götünüze bakınız ! İnsanların acizliklerinden faydalanıp reyting için devletimizi, dinimizi, milletimizi alet edip insanların duygusallığını kullanarak bu işler olmaz. Bir sürü Mehmetçik şehit oldu neden bukadar üzerinde durulmadı ? Eminim reytingi az gelmiştir. Sizede yazıklar olsun, size yayın yaptıranlarada, sizi izleyenlerede. Şu basın yüzünden hiç birşeye hiç bir olaya güvenim kalmadı. Basın özgürdür diye kendi kendinize bi hikaye uydurdunuz ve bunu kullanarak herşeyi bulandırdınız, ülkemiz şuanda sayenizde kalkınamıyor bir adım ileri atacağı yerde bir adım geriye atıyor. Yarın savaş çıkarsa eminimki ülkemizi ilk siz terkedip yurt dışındaki evlerinize sığınıp oradan izleyeceksiniz herşeyi, nede olsa özgürsünüz. Ama yukarda Allah var, devran elbet bir gün dönecektir.

Birde aklımdayken Samanyolu TV sürekli acayip acayip programlar veriyor belkide bana rastlıyordur. İnsanın ruh sağlığını bozacak türlü türlü şeyler, belki izleyen sevenler var onlara saygı duyuyorum fakat süreklide böyle şeyler verilmezki, bu nasıl bir yayın anlayışıdır anlamadım.

Dizi ailesine hiç girmeyeceğim. Bu kadar iğrençlikten sonra orda olay burda olay, babası kızını kesti, 5 yaşındaki kıza bilmem ne oldu gibi örnekleri gerçek hayatta görmeye başladık, öyle bir başladıkki hemde ilk başlarda kanımız donuyordu şuanda bakıp geçiyoruz. Yozlaştık iyice ne olacak bilmiyorum. İnşallah bende bir anormallik vardırda yanlış düşünüyorumdur. Bu şekilde giderse 10 seneye kalmaz perperişan oluruz.

Yahu tam kapatıyordum aklıma bişiy daha geldi. Belki yine bana rastlamamıştır. Hiç haberlerde felan teknolojideki gelişmelere ait bir haber gördünüzmü ? Ben hiç göremedimde ! Acaba haberlerin sonundaki hangi ünlü hangi ünlüye ne yapmış, kim neresini gerdirmiş gibi fûzuli ötesi şeyleri vermektense bunlar verilerse reytingleri yine yerle birmi olur ? Ama doğru önemli olan bilgi değil reytingdir. Şuda var bir okulda 1 tane bilgisayar olursa bundan iyi malzeme çıkarırlar. Size gülüyorum, acıyorum, tiksiniyorum yazıklar olsun size ya..

Ayıptır, yazıktır, günahtır Milliyet.com.tr !!!

Yaklaşık 6-7 aydır Milliyet.com.tr adresinden tüm gündemi takip ediyorum.
Basında Güven sloganıyla ülkenin en büyük gazetlerinden biri, eyvallah diyoruz.
Fakat Ligin başından beri bir şey dikkatimi çekti 12. Hafta yada lider giren
takımımız hakkında en ufak bir şeyin bulunmaması! Bir çok arkadaşımla bu konuyu
tartıştım en sonunda, bu işin okunma işi olduğu ve diğer 3 kulübün haberlerinin
daha fazla dikkate alındığı için böyle olduğu kanısına vardık. Buraya kadar en
ufak bir problemimiz yok fakat

bu adresteki
haber beni çıldırttı. Nedenide bu tarz olayların hatta daha
büyüklerinin İstabul’ da ve/veya diğer yerlerde sürekli yaşanması fakat hiç
birinin haber dahi yapılmaması. Madem Lider Trabzonspor’ umuzun başarısını
kıskanıp haberini yapmıyorsunuz, bu tarz karalamalardan da uzak durun ! Yağmurun
altındaki coşkulu seyirciyi sakın yazmayın, sakın futbolcularımızın saha
içerisindeki centilmenliklerini yazmayın, sakın maç sonlarında rakipleri
alkışladığımızı yazmayın. Bu kadar karaktersiz bir yaklaşımın olması beni
gerçekten üzüyor. Diğer takımların futbolcuları ishal olsa, tırnaklarını
kesseler onları haber yapıp manşetlere taşırsınız. Bizi taşıyın demiyorum, bize
bulaşmayın diyorum.

Anlayamadığım veya Anlamak istemediğim şeyler..

Neden Varmısın Yokmusun adlı yarışmada 1. Teklif denilen kısım var ?
Mutfak temizleme ürünlerinin reklamlarındaki ortamlar yıllardır temizlenmemiş mi ?
Süper kahramanlar neden hep pencereden girip çıkarlar ?
Filmlerdeki sevenler neden hiç kavuşamazlar ? Sevmek harammıdır ?
İşlemci çekirdekleri hergeçen gün neden artıyor ? Bir süre sonra bunları yiyecezmi ?
Kendi dilimizden daha güzel bir dil varmı ? Eğer hayırsa; neden giderek kurduğumuz cümlelerdeki yabancı kelime sayısı artıyor ?
Yeni doğan çocuklara; Ali, Mehmet, Ayşe, Fatma isimleri değil de; Ayliz, Aysima, Erlik, Beyran gibi asortik isimler koyuluyor ? 3 – 5 sene sonra çocuklara Benjamin, Carlos, Yattara gibi isimler konulmaya başlarsa hiç şaşırmayacağım hatta ilaç isimleri bile gündeme gelebilir :D
Öğrencilere neden herşey ucuzdur, farkları nedir ? Farklarını daha başka yerlerde de onlara hissettirmemiz gerekmezmi ?
Microsoft neden her bilgisayar kullanıcısını programcı yapmak istiyor ?
Devlet dairelerinde neden her işlemi kocaman bir deftere yazıyorlar ? Bu görevi üstlenen insan nasıl oluyorda akşama kadar çok yoruluyorum diyebiliyor ? 8 saat boyunca 50 kayıt yaptığını varsayarsak, ilk okul 4. sınıfa giden küçük kardeşimizin ölmesi gerekiyor..
Para nasıl birşeydir ? Bulduğumuz anda neden harcarız ? Saklamak kötü birşeymidir ?

Bu kısım yanlış anlaşılmasın çevremdeki insanlardan bahsediyorum !
Memurların ve/veya Öğretmenlerin maaşları az ise, nasıl oluyordu hepsinin arabası ve/veya evi olabiliyor ?
Google olmasaydı internet bugün ki konumunda olurmuydu ? Aradığımıza nasıl ulaşırdık ?

İğrenç ötesi diziler !!!

Kaç zamandır yazacam yazacam diyordum ama bir türlü fırsatını bulamıyordum. Dün gördüğüm reklamlardan sonra artık olayın ciddi anlamda kavram kargaşasına dödüğünü anladım. Oldum olası dizileri sevmiyorum sevemiyorum, komedi üzerine olanlar hariç! Ülke olarak, gerek ekonomik gerek piskolojik zor bir dönemden geçiyoruz. Ama nedense tüm kanallardaki dizilerin modelleri aynı. 6 insan var 3′ü kız 3′ü erkek aylar boyunca bunlar etrafında dönen aşk üçgenimi diym beşgenimi diym bilemiyorum konular dönüp dönüp duruyor. Bu dizileri izleyipte etkilenen hatta hayatlarını bunlara göre çizen insanlarımız gençlerimiz bile var. Ağzımı bozmamak için kendimi zor tuturoyurm. Bir Allah’ ın kulu kalkıpta demiyorki arkadaş bunları yayından kaldırın artık, çoluk çocuğun piskolojisi bozuldu. İddaa ediyorum bu dizilerin yerine kırmızı noktalı filmler konulsa bunların yarattığı etkiden daha az etkiyle karşılaşırız. Özellikle gıcık üzeri gıcık olduğum dizileri sıralamak istiyorum !

1- Yaprak dökümü: Garip bir babanın kızlarını korumak için verdiği mücadele felan anlatılıyor, sözde ! Amca ben diym sana o kızları senin kollaman mümkün değil, ver onları genel eve kurtul filmde bitsin artık gına geldi. Vahki vahhhh vahki vahhh larla bu işler yürümez. Hemde eline 3-5 kuruş para geçer..
2- Binbir Gece : Uzadıda uzadı, hep aynı şeyler hep aynı şeyler. Bu diziyi kenara alıp yerine 11 numaralı oyuncu Yattara’ yı koyalım :D
3- Kavak Yelleri : Dizinin adını aslında ağzıma alamadığım farklı bir şekilde değiştirmek lazım. Kimin eli kimin belinde belli değil. Başlarda çok güzel bir diziydi fakat reyting uğruna harcandı gitti..
4- Doktorlar: Yine en imanlısı bu dizi denilebilir, konusuna baktığınızda yukardakilerle aynı aslında tek fark, olayların hastanede gerçekleşmesi, buda senaryoyu yazan abimizin fetişistik duygularından ileri geliyor diye düşünüyorum..
5- Asi : Köy, dağ, bayır, ova bilmemne.. Aşk burda da aynen kaldığı yerden devam ediyor ve bu reytinglerlede devam etmemesi mümkün değil. Uzadıda uzadı pehhhh.
6- Annem : Kanser, verem ve hepatit ! Ama aşk kural mekan zaman tanımıyor işte, okadar uzadıkı filmin ilk bölümleri unutuldu artık kimin ne olduğunu izleyende bilmiyor.

Aklıma bir çırpıda bunlar geldi, şimdi diyceksinizki demekki sende izliyorsun ki biliyorsun. Eşim bunları izliyor bende haliyle yanında olduğum zamanlarda izlemek durumunda kalıyorum (her nekadar ortamdan kaçmaya çalışsamda kaçamıyorum :)) Tüm dizilerdeki olacakları kendisine bir bir izah ettim, zaman içinde dediklerimde bir bir çıkıyor. Tahmin etmek zor değil. Görüldüğü üzere konular hep aynı izledikten sonra insanların ayarları kayıyor. Acaba Ferhun’ de bir dahaki bölümde kimle yatacak ! Yada Asi nezaman evlecek gibi.. Ehhh çok uzadı yaa esasında bunlardan çok daha farklı yazasım vardı ama frenledim gene, eğer itirazı veya içimden esasında neler geçtiğini öğrenmek isterse haber etsin..